dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TOP

Mustafa Kemal Atatürk dönemi (1923-1938)

Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı Atatürk, Cumhuriyetin ilanının 10. yılı kutlamalarında
29 Ekim 1923'te, Halk Fırkası üyesi 158 milletvekili Cumhuriyet'i ilan ederek Mustafa Kemal Paşa'yı cumhurbaşkanı seçti. İlerleyen aylarda halifeliğin kaldırılması ve 2. dönem BMM'de muhalif milletvekillerinin sayısının azaltılması gibi bazı hususlardan rahatsız olan, Millî Mücadele'nin lider ve aydın kadrosundaki Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy, Hüseyin Avni, Cafer Tayyar Eğilmez, Refet Bele, Lutfi Polatoğlu, Bekir Sami ve Hüseyin Cahit Yalçın gibi bazı milletvekilleri mecliste ayrı bir grup oluşturdular ve 17 Kasım 1924'de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı (TCF) kurdular. Bu olaydan bir hafta önce Halk Fırkası'nın adı "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirildi. TCF'nin, Şeyh Said İsyanı'ndan sonra 5 Haziran 1925'te kapatılıp önde gelen üyelerinin idamı veya siyasetten uzaklaştırılmasından sonra, 1946 yılına kadar CHF/CHP TBMM seçimlerine tek parti olarak katıldı.
Cumhuriyet idaresini kuran önemli reformların birçoğu 15 Ekim 1927'deki 2. Kurultay’dan önce gerçekleştirildi. İkinci Kurultay'da Gazi Mustafa Kemal Büyük Nutuk'unu okudu. Kurultayda kabul edilen tüzüğe CHF'nin cumhuriyetçi, halkçı, milliyetçi siyasi bir cemiyet olduğu, fırkanın değişmez Umumi Reisinin Gazi Mustafa Kemal olduğu yazıldı.[4] Başvekil İsmet İnönü, Umumi Reis yardımcılığına atandı.
1929 Dünya Ekonomik Bunalımının ardından Türkiye, devletçi ekonomik kalkınma politikasına başvurdu. Önemli yatırımların devlet eliyle yapılması kararlaştırıldı. 1930 yılında ekonomik krizin derinleşerek sürmesi ve toplumda ciddi huzursuzlukların baş göstermesi üzerine Mustafa Kemal, yakın arkadaşı olan Fethi Bey'i bir muhalefet partisi kurmakla görevlendirdi. 1930 yılı Ağustos ayı başında Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. [5] İlk etapta CHF'den 15 milletvekili SCF'ye geçti. Yeni parti ülke çapında büyük heyecanla karşılandı. 5 Eylül'de yapılan İzmir Mitingi, Ege Bölgesi'nde rejime karşı genel bir ayaklanmaya dönüşme eğilimi gösterdi. Ekim ayında yapılan belediye seçimlerinde SCF'nin oy çoğunluğunu elde ettiği, ancak sandıklarda tahrifat yapılarak CHF'nin kazandırıldığı söylentisi yayıldı. Silifke, bu seçimde SCF'yi seçtiği için ilçeye çevrildi.[6] Aralık ayındaki Menemen Olayı neticesinde SCF kendisini feshetti.[5]
SCF deneyinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra CHF'nin tek parti yönetimi kökleşti. 1931 yılından toplanan Üçüncü Kurultay'da tüzük yenilendi ve partinin programı belirlendi. Bu kurultayda, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık ve İnkılapçılıktan oluşan altı ilke partinin ana programı olarak belirlendi.[7] Halkevleri adı altında CHF'ye bağlı bir taban örgütünün oluşturulmasına karar verildi.
CHP'nin altı ilkesini simgeleyen Altı oklu amblem, İsmail Hakkı Tonguç tarafından tasarlandı[8] ve 1933 yılında kullanılmaya başlandı.
1934 yılında Birinci Beş Yıllık Plan devreye sokuldu. Devlet eliyle ağır sanayinin kurulmasını öngören plan için gereken parasal kaynak, büyük ölçüde Sovyet kredilerinden sağlandı. Demiryolu yapımına önem verildi.
1935 yılı Mayıs ayında 384 milletvekili ve 160 il delegesi ile toplanan Dördüncü Kurultay'da partinin adı, Dil Devrimi'nin getirdiği yeni anlayış uyarınca Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi.[9] Kemalizm sözcüğünün ilk defa parti programına girdiği[10] bu kurultaya damgasını vuran “devletçilik” oldu. “Kişinin yapamayacağı işleri devlet yapar” anlayışının yerine “özel girişimi kontrol etme” anlamı verilen devletçilik ilkesi hemen tepkiler doğurdu. Eskişehirli büyük toprak sahibi Emin Sazak, devletçiliğe eski anlamının geri verilmesini isteyecek ve Genel Sekreter Recep Peker, devletçiliğin en sert ifadelerini kullanacaktır.[11]
1936 Haziranında yayınlanan bir genelgeyle bütün illerde parti il başkanlığı valilikle birleştirildi ve içişleri bakanı resmen, parti genel sekreterliği sıfatını üstlendi. 1937 Şubatında yapılan anayasa değişikliğiyle, CHP'nin "altı oku" Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına resmen dahil edildi.[12] Böylece “Tek Parti”nin devletle özdeşleşmesi süreci tamamlanmış oldu.
1937'de merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasındaki anlaşmazlıklar sonucu en büyük Doğu isyanlarından biri olan Dersim İsyanı çıktı. Bu ayaklanma tek parti rejimi tarafında Dersim Katliamı veya Dersim Tenkil Harekatı olarak adlandırılan askeri harekat ile kanlı bir şekilde bastırıldı. Seyit Rıza başta olmak üzere isyanın sorumluları idam edildi.
Atatürk döneminde kurulan CHP hükümetleri:
#HükümetGörev Aralığı
1I. İsmet İnönü Hükûmeti30 Ekim 1923-6 Mart 1924
2II. İsmet İnönü Hükûmeti6 Mart 1924-22 Kasım 1924
3Ali Fethi Okyar Hükûmeti22 Kasım 1924-3 Mart 1925
4III. İsmet İnönü Hükûmeti3 Mart 1925-1 Kasım 1927
5IV. İsmet İnönü Hükûmeti1 Kasım 1927-27 Eylül 1930
6V. İsmet İnönü Hükûmeti27 Eylül 1930-4 Mayıs 1931
7VI. İsmet İnönü Hükûmeti4 Mayıs 1931-1 Mart 1935
8VII. İsmet İnönü Hükûmeti1 Mart 1935-1 Kasım 1937
9I. Celal Bayar Hükûmeti1 Kasım 1937-11 Kasım 1938
TOP

İsmet İnönü dönemi (1938-1972)

Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938 Perşembe günü hayata veda etmesinden sonra TBMM 11 Kasım 1938 günü toplandı ve CHP Malatya milletvekili Mustafa İsmet İnönü toplantıya katılan 348 üyenin oybirliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin II. Cumhurbaşkanı seçildi.[12] Cumhurbaşkanı İnönü hükûmeti kurmakla Atatürk'ün son başbakanı Celâl Bayar'ı görevlendirdi. II. Bayar Hükümeti 11 Kasım 1938'de kuruldu ve bu hükümet 25 Ocak 1939'a kadar görev başında kaldı. 26 Aralık 1938 günü ise devletin tek partisi idarecisi ve yönlendiricisi konumunda olan CHP ilk olağanüstü kurultayını yaptı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu kurultayda partinin "Değişmez Genel Başkanı" seçildi. Vefat eden Atatürk ise Ebedi Şef ilan edildi. Bu şekilde İnönü, Milli Şef oluyordu. Atatürk'ten sonra cumhuriyetin başına seçilen İnönü devletin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de başına geçmişti. Haziran 1939'da yapılan V. Olağan Kurultay'da ise parti içinde muhalefet vazifesi yapacak olan Müstakil Grup kurulması kararı alındı.
TOP

Bülent Ecevit dönemi (1972-1980)


Bülent Ecevit
 
30 Haziran 1972'de toplanan 21. Olağan Kurultay’da partideki büyük iktidar değişiminin bir sonucu olarak, CHP Tüzüğünün 35 maddesi birden değiştirildi. Kurultay, Genel Başkanlıktan istifa eden İsmet İnönü'nün CHP Kurultayına son katılımına sahne oldu. Bülent Ecevit, 1085 delegeden 1032'sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkanlığa seçildi.
Ecevit, asker destekli Ferit Melen Hükümeti'ne 5 bakan vererek destek oldu. Ancak 5 Kasım'da Ferit Melen'le anlaşamayarak bakanları çekti. 6 Kasım'da İsmet İnönü partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. İnönü, anayasanın eski cumhurbaşkanlarına verdiği Tabii Senatör olma hakkını kullanarak TBMM'de tabii senatör olarak çalışmalarına devam etti. 28 Mart 1973'de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın görev süresi bitti. Org. Faruk Gürler'i seçtirmek isteyen demokrasi dışı güçlere karşı CHP ile AP işbirliği yaptı. 6 Nisan 1973'te Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçildi.
TOP

Deniz Baykal dönemi (1992-2010)

Deniz Baykal, yaklaşık birer yıllık iki kısa kesintiyle (1995, 1999-2000) de olsa, CHP'nin ikinci kuruluşu sonrası döneminde yaklaşık 15 yıl 8 ay genel başkanlık yapmıştır.

TOP

Kemal Kılıçdaroğlu dönemi (2010-)

22-23 Mayıs 2010 tarihlerinde toplanacak olan 33. Olağan Kurultay'a iki haftadan az bir süre kala genel başkan Deniz Baykal, yine bir CHP milletvekili olan Nesrin Baytok ile birlikte yer aldığı öne sürülen kasedin metacafe.com adlı internet sitesinde 7 Mayıs 2010 günü yayınlanması sonucu, 10 Mayıs 2010 günü düzenlediği basın açıklamasıyla yaklaşık 15 yıl 8 ay sürdürdüğü CHP genel başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.[45] İstifadan iki gün sonra parti sözcüsü Mustafa Özyürek, Baykal'ın kurultaya katılmayacağını ve Baykal'ın gönlündeki ismin de herkesin olduğu gibi CHP grup başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi.[46] Kılıçdaroğlu ise, istifanın ve Özyürek'in açıklamasının ardından, parti içi dengeleri gözeterek iki kez kurultayda aday olmayacağını söyledi.[47] Baykal'ın istifasının ardından, Baykal'ın evinde çeşitli Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve milletvekilleri ile partinin geleceğinin konuşulduğu görüşmelerde genel sekreter Önder Sav, parti üyelerine Baykal'ı geri getireceklerini söyledi. Ancak Kılıçdaroğlu, kurultaya beş gün kala partinin hâlâ genel başkan adaysız kalmasından rahatsız olan birçok partilinin isteğini ve halkın desteğini göz önünde bulundurarak, 17 Mayıs 2010 tarihinde CHP grup başkanvekilliğinden istifa etmiş ve 33. Olağan Kurultay'da aday olacağını açıkladı.[48]
Baykal'ın genel başkanlık için Kılıçdaroğlu'nu önermesine rağmen bu öneriyi reddeden Sav, Kılıçdaroğlu'nun ertesi günkü sürpriz adaylığından sonra onu destekleyen ilk kişi olmuş ve Baykal'la beraber birçok CHP'liyi şaşırtmıştır. Baykal bu konudaki kırgınlığını, "Ben de bu süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun olabileceğini önermiştim ancak benim bu önerime karşı çıkanlar, bugün yan yana geldiler. ... gizlendi ve basından öğrendik. Kaçırarak, yok sayarak yapmaları hoş olmadı. ...Yapılış biçimi dışında bir yanlış yok." sözleriyle açıklamıştır.[49]
Sav'ın ardından, öncelikle diğer grup başkanvekilleri Kemal Anadol ve Hakkı Süha Okay'ın desteğini alan Kılıçdaroğlu; ardından sırasıyla 60 CHP milletvekilinin, 18 Mayıs günü Ağrı, Antalya, İzmir ve Samsun dışındaki 77 il başkanının ve 19 Mayıs günü de bu 4 il başkanının desteğini almıştır.[50] 22 Mayıs'ta yapılan 33. Olağan Kurultay'da Kemal Kılıçdaroğlu 1249 delegenin 1200'ünün imzasıyla tek aday olarak seçime girdi ve kullanılan 1197 oyun geçerli olan 1189'unu alarak CHP'nin 7. genel başkanı oldu. Kurultayda dikkat çeken bir başka önemli hususta kamuoyunda "küskünler" olarak bilinen bazı eski sosyal demokrat ve sol görüşlü siyasetçilerin kurultaya katılması ve birlik mesajları vermesidir.[51][52] Kılıçdaroğlu, 1 Haziran'daki ilk grup konuşmasından önce Tunceli bağımsız milletvekili Kamer Genç ile DSP milletvekili Emrehan Halıcı'ya parti rozetlerini taktı. 2 milletvekilinin de katılımı ile CHP'nin sandalye sayısı 99'a yükselirken bağımsız milletvekili sayısı 10'a düştü.[53]
12 Eylül 2010 halkoylamasından sadece 4 ay önce genel başkan Kılıçdaroğlu; Genel başkan olduktan sonra yurt gezisine çıktı. Bu yurt gezilerinde halkın sorunlarını dinledi ve teşkilatını yerinde denetledi. Bu atmosferde halkoylamasında hazırlandı. Halkoylamasında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin istediği sonuç çıktı. Anayasa değişiklikleri %58 oranla kabul edildi, Hayır oyları %42 de kaldı. 11 Kasım 2010 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, CHP'ye 2008 yılında Olağanüstü Tüzük Kurultayı'nda yapılan değişikliklerin uygulanarak yönetimin buna göre düzenlenmesi gerektiğini belirten bir yazı gönderdi. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu Mayıs ayında seçilen Merkez Yönetim Kurulu'nu dağıttı. Yerine, tüzük gereğince Genel Başkan, Genel Başkan yardımcıları ve Genel Sekreter'den oluşan yeni MYK'yı açıkladı. Bu MYK'da Genel Sekreter Önder Sav'a yer vermedi. Böylece Önder Sav'ın 10 süren Genel Sekreterlik görevi son buldu. 17 Kasım 2010 tarihinde Parti Meclisi'nin yeniden seçilmesi için Olağanüstü Kurultay'a çağırdı. Yapılan PM seçiminde Önder Sav, Kemal Anadol, Hakkı Süha Okay gibi partinin önemli isimleri liste dışında kaldı.
2011 genel seçimleri'nde iktidar olmak isteyen Kılıçdaroğlu 81 ilin tamamını gezerek rekor kırdı. Fakat seçimlerde CHP kısmi başarı sağlayarak bir önceki seçimlere göre oylarını 4 milyon arttırarak 25,98 oy alarak mecliste 135 sandalyeye sahip oldu. Anamuhalefet olarak kalmaya devam etti. [54] Fakat CHP'den milletvekili seçilen Mustafa Balbay ile Mehmet Haberal'in tahliyelerinin reddedilmesiyle 28 Haziran'da Kılıçdaroğlu, CHP'nin basına kapalı grup toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "Halkın seçtiği milletvekillerinin yemin etmesine izin vermeyen, antidemokratik ve hukuk dışı uygulamaların parçası olmayacaklarını" ifade etti ve "Bu anlayış, ilke ve demokrasi inancıyla yeminleri engellenen milletvekili arkadaşlarımıza yemin etme yolu açılmadıkça, biz CHP milletvekilleri de yemin etmeyeceğiz." diye ekledi.[55] TBMM'de yeni dönemin ilk oturumu ve yemin töreni 28 Haziran'da yapıldı fakat CHP, Genel Kurul'a katılmasına rağmen geçici meclis başkan olan Oktay Ekşi hariç diğer CHP'liler yemin etmedi.[56] 8 ve 11 Temmuz 2011 tarihlerinde AK Parti ve CHP arasında yapılan görüşmelerin ardından iki parti anlaşmaya varınca CHP'li milletvekilleri, 11 Temmuz'da Genel Kurul'a "Egemenlik Milletindir" kokartıyla gelerek yemin ettiler.[57]
30 Mart 2012 tarihinde yapılan Olağanüstü Tüzük Kurultayı'nda CHP tüzüğü yenilendi. Ön seçim zorunlu hale getirilerek örgütün milletvekili adaylarını belirleme gücü arttı. %33 kadın kotası getirilerek yönetimde kadınların etkin görev almasının yolu açıldı. %10 gençlik kotası ile gençlerin partide genç yaşlarda tecrübe almasının yolu açıldı. Bunların hepsi Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki CHP tarafından gerçekleştirildi.
Kemal Kılıçdaroğlu, 17-18 Temmuz 2012 tarihinde yapılan 34. Olağan Genel Kurultayda 1164 oyun tamamını alarak yeniden genel başkanlığa seçildi. "Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa seçildi.". http://www.chp.org.tr/?manset=chp-delegesi-%E2%80%9Ckilicdaroglu%E2%80%9D-dedi-1164-oyla-yeniden-genel-baskanliga-secilen-kemal-kilicdaroglu-kursuye-cikarak-tesekkur-etti. Erişim tarihi: 18 Temmuz 2012.
TÜRKİYE CANIM FEDA


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı